Ya bir yol bulacağım, ya bir yol yapacağım.
Rivayete göre bu söz Kartacalı Komutan Hannibal Barca’ya aittir.
MÖ 218’de, İkinci Pön Savaşı sırasında ordusuyla İspanya taraflarından yola çıkıp Roma’ya beklenmedik bir yerden saldırmak ister.
O dönemde Alpler’i geçip Roma’ya kuzeyden saldırmak imkansız olarak görülüyor, veya delilik.
Hannibal bunu göze alıyor.
Ama Hannibal’in ordusu dağın içinde bir noktada tıkanıyor.
Yol çökmüş, geçit kapanmış, ileri gitmek mümkün değil. Askerlerin morali bozuk.
Rivayete göre Hannibal tam bu noktada söylüyor bu meşhur sözü.
Aut viam inveniam aut faciam.
Yani tam çevirisiyle; ya yolunu bulacağım, ya da yapacağım.
Hannibal ve ordusu, meşhur ateş ve sirkeyle kayaları çatlatma hikayesi ile geçit açarak ilerliyorlar.
Ve Roma’yı tarihin en büyük hezimetlerinden birine uğratıyorlar.
Yol Nerede?
Bazen önümüzde açılması imkansız yollar olduğunu düşünürüz.
Parayla ilgili, ilişkilerle ilgili, hayat amacıyla ilgili, kariyerle ilgili.
O dağların ardında neler olduğunu göreceğimize dair inancımız her geçen gün azalır.
Peki emin miyiz gerçekten aşmamız gereken dağın o olduğuna?
Belki de bizim sınavımız orada değildir.
Belki de en büyük sınavımız; gerçek sınavımızın ne olduğunu bulmaktır.
Olamaz mı?
Ne Yapalım?
Bu arada Hannibal o savaşı kazanıyor belki, ama uzun vadede Roma doğru stratejilerle Kartaca’yı yenip Akdeniz’in en büyük güçlerinden biri haline geliyor.
Her hikaye bize ilham olsun, ama sürüklemesin bizi.
Haydi bu hafta bir alıştırma yapalım;
En büyük korkum ne?
Bu neden en büyük korkum?
Bu gerçekten benim korkum mu, yoksa bir şekilde buna inanmış mıyım?
Bu korkunun üzerine gidersem en kötü ne olur?
Bu korkunun üzerine gidersem en iyi ne olur?
En iyinin mutluluğu için en kötünün hüsranına değmez mi?
Cevaplar sende. Şimdiye kadar ve her zaman olduğu gibi…
Bir sonraki bültende görüşmek üzere.


