Gün doğarken her sabah
Bir kız geçer kapımdan
Köşeyi dönüp kaybolur
Başı önde yorgunca
Fabrikada tütün sarar
Sanki kendi içer gibi
Sararken de hayal kurar
Bütün insanlar gibi
Bir evi olsun ister
Bir de içmeyen kocası
Tanrı ne verirse geçinir gider
Yeter ki mutlu olsun yuvası
Dışarıda bir yağmur başlar
Yüreğinde derin sızı
Gözlerinden yaşlar akar
Ağlar fabrika kızı
Oysa yatağında bile
Bir gün uyku göremez
İhtiyar anası gibi
Kadınlığını bilemez
Makineler diken gibi
Batar her gün kalbine
Yün örecek elleri
Her gün ekmek derdinde
1969 yılında bir gazetede Cibali Tütün Fabrikası’nda tütün saran bir kadının fotoğrafını görüp etkilenerek yazar bu sözleri Bora Ayanoğlu.
1970’de bu dizeler, Alpay tarafından seslendirilir ve büyük ses getirir.
Kader mi?
Neredeyse 60 yıl olmuş.
Sözler hala ilk günkü gibi anlamlı.
Senin de derinlerde bir yerine dokunuyor mu?
Kader mi fabrika kızlarının, erkeklerinin bu hayatları yaşamaları?
Fabrika olsun, plaza olsun…
Mavi ve beyaz yaka ayrımı yok artık, artık sadece yakalılar ve yakasızlar var.
Yok mu peki çaresi?
Uyan.
“Aşık olmayana sır denmez.” denir tasavvufta.
Ama sana yine de belki de hiç hazır olmadığın bir sır vereceğim.
Buna benzer şarkıları…
Dinleyebilirsin.
Hüzünlenebilirsin.
Hatta ağlayabilirsin de.
Ama…
Hemen geride bırakmalısın!
Yoksa sen fark etmeden tehlikeli bir sarmala girersin.
Fabrika kızı sen olursun.
Doğrusu bu gibi gelmeye başlar.
Zenginler kötü insanlardır.
Onlar gibi olmamak gerekir.
Ahlaklı olmak fakir olmayı gerektirir.
Çünkü fabrika kızı iyi biridir.
Bunu bilinçaltın yapar, fark etmezsin bile.
Sonra istediğin kadar tasarruf yap, para kazanmaya çalış…
“Bir türlü olmuyor.” dersin.
Şarkı sana daha da anlamlı gelmeye başlar.
Uyan.
Bu bir tuzak.



Peki Küba -Puro ilişkisi? Zengin nefreti şu sıra fon krizindeki rakamladdan da alevlendi. O ne rakamlar öyle. Saysam 200 yılımı alır.