Geçtiğimiz günlerde oyuncu ve yazar Hakan Karahan’ın bir videosu düştü önüme.
Çetin Altan’ın 2005’te Milliyet’te yazdığı bir köşe yazısından birkaç cümle aktardı.
Ben bilmiyordum, benim cahilliğim. Ama okuyunca şimşekler çaktı beynimde.
Geçip giden trenler başkaları için...
Geçip giden uçaklar başkaları için...
Geçip giden vapurlar başkaları için...
Geçip giden otobüsler başkaları için...
Sahi biz kimin için yaşıyoruz?
O uçaklar, o trenler hep başkaları için mi?
Kendimiz için de yaşamayı ne zaman becerebileceğiz?
Yoksa hep farklı bir bahaneyi kendimize kalkan yapıp oyalanacak mıyız?
Yapmayı Ertelediğin O Şey Ne?
Hani o şey.
Biliyorsun ne olduğunu.
Hani şu olunca, gidip yapacaksın ya. O şey…
Yok mudur şimdi yapmanın bir yolu?
Yok mudur tam olmasa da, yarım yapmanın, başlamanın bir yolu…
Vardır elbet.
Ne Yapalım?
Araba almak parayla, test sürüşü bedava.
Bahçeli ev parayla, çayır çimene sandalye bedava.
Tekne sahibi olmak parayla, vapurdan martılara simit kaç para?
Lüks bir saat almak parayla, zamanı iyi kullanmak bedava.
O uçakların, trenlerin, vapurların senin hikayende yer almasına izin ver.
Bir sonraki bültende görüşmek üzere.



Aslında hedeflediğimiz, yapacağımız ya da yapmamız gereken her şeyi şuan yapabiliriz. Günün her yarım saati bile önemli kesinlikle insanın hiç bir zamanını boşa gecirmemesi lazım vaktini kendini geliştirmek için kullanmalı. Gelin gorunki insanoglunun şöyle bir huyu var: konfor alanı. İnsan konfor alanından çıkıp o işi yapmaya başlarsa, rahatını bozup vaktini elverişli degerlendirirse başarısız insan kalmaz diye düşünüyorum zaten şuan bizi oyalamak için bir sürü şey var gerek sosyal medyadaki boş içerikler olsun ki bunların %85 i boş hatta boş olmayı bırakın zararlı. Sadece Hakan hocam gibi içerik üreticilerinin verdikleri kazanımlar değerli. Bunun içinde Hakan hocamızı takipte kalalım, zamanımızı ve hayatımızı elverişli bir şekilde kullanalım o uçakta biz olalım...